Anadolu’nun kadim yerleşim merkezlerinden biri olan Kütahya, binlerce yıllık Frig, Selçuklu ve Osmanlı mirasından süzülüp gelen kültürel zenginliğini, yer altından fışkıran doğal sağlık kaynaklarıyla taçlandırmaktadır. "Çini ve Termal Şehri" olarak anılan Kütahya, sahip olduğu mineral zenginliği ve su çeşitliliği ile Türkiye’nin en stratejik sağlık turizmi duraklarından biri konumundadır.
Kütahya’nın termal potansiyeli, farklı hidrojeokimyasal özelliklere sahip termal kaynakları ile geniş bir bölgeye yayılmıştır. Şehrin merkezinde yer alan Yoncalı, özellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki gelişmiş altyapısıyla öne çıkmaktadır. Ilıca, Emet, Simav (Eynal), Tavşanlı (Göbel), Gediz (Murat Dağı) ve Hisarcık kaplıcaları; sülfatlı, kalsiyumlu, magnezyumlu ve bikarbonatlı sularıyla "termo-mineral" su sınıfının nitelikli örneklerini sunar. Kütahya suları, kaynak sıcaklıklarının ve mineralizasyon oranlarının yüksekliği sayesinde; romatizmal hastalıklardan kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına , eklem kireçlenmelerinden kronik bel ağrılarına kadar geniş bir spektrumda tıbbi destek sağlar. Özellikle Emet’teki "yosunlu jeotermal sular" ve Simav’daki yüksek sıcaklığa sahip kaynaklar, bölgeyi bir doğal şifa laboratuvarına dönüştürmektedir.
Kütahya, sadece şifalı sularıyla değil; çam ormanlarıyla kaplı yüksek rakımlı yaylaları, tertemiz havası ve dünyaca ünlü çini sanatı ile misafirlerine bütünsel bir esenlik yolculuğu sunar. Geleneksel Türk hamamı kültürünü lüks konaklama tesisleri ve modern tedavi üniteleriyle birleştiren şehir; hem fiziksel sağlığını desteklemek isteyenlere hem de doğanın sükunetinde ruhunu dinlendirmek isteyenlere eşsiz bir deneyim vaat ediyor.