Güney Marmara’nın kalbinde, Uludağ (2543 M) eteklerinde yükselen Bursa, M.Ö. 2. yüzyıla uzanan köklü geçmişiyle Roma, Doğu Roma (Bizans) ve Osmanlı imparatorlukları için vazgeçilmez bir merkez olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu kadim şehir, ipek yolu üzerindeki stratejik konumunu bugün Türkiye’nin dördüncü büyük şehri ve sanayi devlerinden biri olarak sürdürmektedir. Avrupa Konseyi tarafından tescillenmiş "Avrupa Tarihi Termal Kentler Rotası" (European Route of Historic Thermal Towns) üyesi olan Bursa; camiler, kervansaraylar ve tarihi hamamlarla örülü dokusunu, modern medikal turizm olanaklarıyla birleştiren küresel bir esenlik merkezidir.
Bursa’nın termal kimliği, "Gümüş Sular" olarak anılan magnezyum zengini, kristal berraklığındaki kaynakları üzerine inşa edilmiştir. Çelik Palas, Kükürtlü, Karamustafa, Kaynarca ve Eski Kaplıca gibi tarihi ve modern kaynaklar, 2.500 mg/lt mineralizasyon oranına ve 88°C’ye ulaşan sıcaklığa sahiptir. Bu sular, akademik literatürde yüksek terapötik özellikleriyle bilinen "termo-mineral" özellikler sergiler. Halk arasında 40°C üzerindeki banyo amaçlı kullanılan sular "Dişi", 40°C altındaki içilebilir kaynaklar ise "Erkek" sular olarak adlandırılan kadim bir sınıflandırmaya sahiptir. Bu sodyum, kalsiyum ve magnezyum zengini sular; romatizmal hastalıklardan kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ve rehabilitasyon süreçlerine kadar geniş bir yelpazede amamlayıcı tedavi olarak kullanılmaktadır.
Günümüzde Bursa, geleneksel Türk hamamı kültürünü kemerli tavanlar ve çini sanatıyla yaşatırken; aynı zamanda yüksek teknolojili tıbbi tedavi merkezleri ve biyokozmetik uygulamalarıyla sağlık turizmine öncülük etmektedir. Lüks termal otellerden hastane tesislerine kadar uzanan geniş bir altyapıya sahip olan şehir; kış sporlarının merkezi Uludağ (2543 M), zengin müze kültürü ve MICE turizmi olanaklarıyla misafirlerine tarihin ve modern konforun iç içe geçtiği bütünsel bir yenilenme deneyimi vaat ediyor.