Kuzey Anadolu’nun en görkemli ormanlarına ev sahipliği yapan Bolu, sadece eşsiz gölleri ve doğasıyla değil, aynı zamanda muazzam jeotermal zenginliğiyle de Türkiye’nin sağlık turizmi duraklarından biridir. Kökeni Roma dönemine, yani yaklaşık 2.000 yıl öncesine kadar uzanan bu köklü kaplıca geleneği, yüzyıllar sonra 17. yüzyılın ünlü seyyahı Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde de büyük bir beğeniyle yer almıştır. Günümüzde Bolu, bu kadim şifayı modern tıbbın sunduğu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanlığıyla birleştirmektedir.
Bolu’nun termal gücü, şehrin dört bir yanına yayılan farklı kimyasal kompozisyonlardaki kaynaklarından gelmektedir. Şehir merkezine çok yakın konumdaki Karacasu, 42-44 °C doğal çıkış sıcaklığı sayesinde mineral yapısı korunarak kullanılabilmektedir.. Mudurnu Sarot, 66°C sıcaklığı ve sülfatlı "acı sular" grubuyla bölgedeki diğer kaynaklardan ayrışırken; Mudurnu Babas ve Seben Pavlu (78°C) ise İçme kürleri kapsamında değerlendirilmektedir.. Ayrıca Göynük Çatak kaplıcaları, kalsiyum bikarbonatlı yapısıyla romatizmal rahatsızlıklar için ideal bir destek sunmaktadır.
Akademik veriler; Bolu’nun bu zengin su rejiminin romatizmal hastalıklardan kardiyovasküler sistem düzensizliklerine kadar geniş bir yelpazede klinik fayda sağladığını ortaya koymaktadır. Modern hastane tesisleri ve oksijen deposu doğasıyla Bolu; misafirlerine hem bedensel bir rehabilitasyon hem de huzurlu bir esenlik yolculuğu vaat ediyor.