Türkiye’nin başkenti ve idari merkezi olan Ankara, sadece modern bir metropol değil, aynı zamanda ülkenin en zengin ve en yüksek mineral değerlerine sahip termal havzalarından birine ev sahipliği yapan kadim bir şifa merkezidir. Antik çağlardan, özellikle Friglerden bu yana stratejik bir yerleşim ve arınma noktası olan Ankara, bugün ileri teknoloji tıbbi olanakları, köklü kaplıca geleneği ve UNESCO Dünya Mirası tescilli kültürel değerleriyle sağlık ve kültür turizminin kesişim noktası konumundadır.
Ankara’nın termal gücünü benzersiz kılan ; Ayaş, Beypazarı, Dutlu, Kapullu, Haymana ve Kızılcahamam gibi bölgelerde yoğunlaşan kaynakların mineral yoğunluğudur. Yaklaşık 12.000 mg/lt gibi oldukça yüksek bir mineralizasyon seviyesine ulaşan bu sular, yer yer "bikarbonatlı" veya "akratotermal" özellikleriyle nadir bulunan bir kimyasal kompozisyona sahiptir. Akademik araştırmalar; Ankara’nın bu zengin su rejiminin romatizmal hastalıklardan eklem rahatsızlıklarına, solunum yolu problemlerinden metabolizma hastalıklarına kadar geniş bir spektrumda çeşitli balneolojik tedavilerde tamamlayıcı faydalar sağladığını ortaya koymaktadır.
Şehrin sunduğu bu fiziksel şifa, Ankara’nın manevi ve tarihi derinliğiyle tamamlanmaktadır.Şehrin kalbinde, Roma dönemine ait Augustus Tapınağı ile yan yana yükselen ve inanç turizminin merkezi olan Hacı Bayram-ı Veli Camii, ziyaretçilerine eşsiz bir manevi atmosfer sunar. Ayrıca Ankara, Gordion Antik Kenti ve Arslanhane Camii gibi UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan evrensel değerleriyle misafirlerine medeniyetler arası bir yolculuk vaat eder. Ankara; bozkırın ortasındaki bu doğal mucizeyi, tarihi Beypazarı evlerinin dokusu ve başkent olmanın getirdiği ulaşım konforuyla birleştirerek, misafirlerine hem bilimsel hem de kültürel bir yenilenme rotası sunuyor.