Edirne – İstanbul güzergahı üzerinde bulunan Tekirdağ, Osmanlı döneminde yazlık bir yer haline gelmiştir. Tekirdağ şehir merkezinde, özellikle tarihi Osmanlı evleri ve Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan Rüstem Paşa Külliyesi başta olmak üzere mutlaka görülmesi gereken birçok mimari eser bulunur.
Tekirdağ’ın müzeleri kentin tarihi ve kültürel zenginliğini ziyaretçilerine sunma bakımından da önemlidir.
Tekirdağ’daki Geleneksel Evler
Tekirdağ’da bulunan bazı 18. ve 19. Yüzyıl evleri, kentleşmeden sağ çıkmışlardır. Bazıları ahşap, bazıları Akdeniz tarzında taş veya tuğladan yapılmıştır. Otobüs durağı ile şehir merkezi arasındaki denize bakan tepe, bu geleneksel evleri görmek için mükemmel bir yerdir. Arkeoloji ve Etnografya Müzesi ve Rakoczi Müzesi arasındaki denize bakan sokaklarda bu eski evleri görebilirsiniz.
Rakoczi Müzesi
Eski bir Türk evi olan Rakoczi Müzesi, 1720 – 1735 yılları arasında son yıllarını Tekirdağ’da geçiren Macar Halk Kurtuluş Kahramanı II. Rakoczi Ferenc'in anılarına izafeten Macar Hükümeti tarafından müze olarak restore edilmiştir. Müze koleksiyonu, Rakoczi’nin hayatı ile ilgili yasal belgelerin yanı sıra o dönemde kullanılan eşyalardan oluşur. İkinci katta, Rakoczi ile birlikte Macaristan bağımsızlık savaşına katılanların yağlı boya tabloları yer alır.
Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Müze binası, ilk olarak Cumhuriyet döneminde Vali Konağı olarak yaptırılmıştır. Dörtlü müze, taş eserler, arkeolojik eserler, etnografik eserler salonları ve eski Tekirdağ odasından oluşur. Müzede MÖ 4500 yılına kadar uzanan tarihi eserler sergilenmektedir. Ayrıca, Müzenin geniş bahçesinde açık teşhir olarak Tekirdağ ve çevre ören yerlerinde bulunmuş Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait mimari parçalar, lahitler, mezar stelleri, sunak taşları, mil taşları ile Osmanlı dönemine ait kitabeler, çeşme ve çeşme aynaları, mezar taşları görülmeye değerdir.
Rüstem Paşa Cami ve Külliyesi
Külliye, cami, medrese, bedesten, kervansaray, Türk hamamı, imaret ve kütüphaneden oluşmaktaydı. Günümüzde, külliyenin cami, hamam, bedesten, medrese ve kütüphanesi ayaktadır. 1554 yılında Sadrazam Rüstem Paşa tarafından yaptırılan külliye Mimar Sinan’ın imzasını taşır. Kesme kireçtaşından yapılmış olan külliyedeki tek şerefeli caminin minaresi sağda yer alır. Giriş kapısı ceviz ağacı üzerine fildişi kakmadır. Kapı ve pencere kanatları geometrik motiflerle bezelidir. Bahçedeki yuvarlak 5 sütunlu mermer şadırvan Abdülmecit döneminde yapılmıştır.
Rüstem Paşa Bedesteni
Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde yer alan Rüstem Paşa Bedesteni, Mimar Sinan tarafından inşa edilen Rüstem Paşa Külliyesi’nin en önemli ticari yapılarından biridir. Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı ve damadı olan Rüstem Paşa tarafından 16. yüzyılda (1552-1553 civarı) yaptırılan bu tarihi çarşı, Osmanlı döneminde kentin iktisadi hayatının kalbi olmuştur.
Kesme taş ve tuğla malzeme kullanılarak inşa edilen bedesten, dikdörtgen planlı bir mimariye sahiptir. Üzeri kubbelerle örtülü olan yapının iç mekanında, dönemin ticaret ürünlerinin sergilendiği ve depolandığı tonozlu dükkanlar ile mahzenler yer alır. Sağlam ve dengeli mimarisiyle Mimar Sinan’ın sivil/ticari yapılardaki ustalığını yansıtan bedesten, günümüzde de restore edilerek yaşatılmış ve sosyal/kültürel etkinlikler ile ticari faaliyetlere ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.
Namık Kemal Evi
Müze, Türk yazar, gazeteci ve şair Namık Kemal’in anısına 1840 yılında Tekirdağ’da dünyaya geldiği evin yakınlarına kurulmuştur. Müzeye ev sahipliği yapan bina, eski Tekirdağ evlerinin bir kopyasıdır. Namık Kemal Evi, Namık Kemal’in eserlerinin yanı sıra onun hakkında yazılmış eserleri de sergilemektedir.
Eski Tekirdağ Fotoğrafları Müzesi
1922 yılındaki nüfus değişiminden önce Mavridis ailesine ait olan konak, müzeye dönüştürülmüş ve günümüzde Dimitros Mavridis’in sahip olduğu, 150 yıllık ve 1500’den fazla Tekirdağ fotoğrafından oluşan koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır.
İbrahim Balaban Müzesi
Müze’de İbrahim Balaban’ın Süleymanpaşa Belediyesi’ne bağışladığı tablolar ve kendine ait özel eşyalar sergilenir.
Müzik Teknolojileri Müzesi
Müzede müzik enstrümanlarının yanı sıra müzik aletlerinin yapılış aşamasını anlatan malzemeler de yer alır.
Heraion Teikhos Antik Kenti
Tekirdağ ili sınırları içerisinde, Marmara Denizi kıyısında yer alan Heraion Teikhos Trak medeniyetine ait Türkiye’deki en önemli ve özgün antik yerleşimlerden biridir. Yürütülen yüzey araştırmaları ve arkeolojik kazı çalışmaları; kentin M.Ö. 2000’den başlayarak M.S. 13. yüzyılın sonuna kadar yaklaşık 33 asır boyunca kesintisiz bir biçimde iskan edildiğini gözler önüne sermektedir.
Arkeolojik alanda elde edilen taş el baltaları ve el yapımı pişmiş toprak kaplar gibi nadide eserler, kentin Tunç ve Demir Çağları'na uzanan köklü geçmişini belgelemektedir. Höyük formundaki yerleşimin akropolünde sürdürülen kazılarda ise M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 1. yüzyıla kadar uzanan zengin kültür katları gün ışığına çıkarılmıştır. Trakların sağlık, tıp ve dini ritüellerine dair eşsiz buluntular sunan Heraion Teikhos, Trakya’nın antik dönem tarihine ışık tutan en kıymetli arkeolojik miraslar arasında yer almaktadır.
Muratlı Atatürk Evi
Tekirdağ’ın Muratlı ilçesinde bulunan Muratlı Atatürk Evi, Cumhuriyet tarihinin anlamlı hatıralarından birini günümüze taşıyan özel bir müzedir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Muratlı’da inşaatı devam eden göçmen konutlarının durumunu 3 Haziran 1936 tarihinde yerinde incelemek üzere ilçeye gelmiş ve tren istasyonunun hemen karşısındaki bu mütevazı eve konuk olmuştur. Ziyaret sırasında ev sahibi ailenin genç kızı Atatürk’e kahve ikram etmiş, bu sıcak anı ilçe tarihinin unutulmaz simgelerinden biri haline gelmiştir.
Üç oda ve bir mutfaktan oluşan tek katlı bu tarihi yapı, gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından müze olarak ziyarete açılmıştır. Günümüzde evde; Atatürk’ün Muratlı’yı ziyareti sırasında çekilen tarihi fotoğraflar, döneme ait resmi belgeler ve yörenin kültürünü yansıtan etnografik eserler sergilenmektedir. Hem mimarisiyle cumhuriyetin ilk yıllarındaki göçmen konutlarının karakteristik dokusunu koruyan hem de Atatürk’ün kente ayak bastığı anı yaşatan yapı, Tekirdağ'ın en değerli tarih ve kültür duraklarından biridir.
Çorlu Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yer alan Çorlu Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, kentin tarihi dokusu ile sanat hayatını bir araya getiren en önemli kültür yapıları arasındadır. Müzenin hizmet verdiği görkemli yapı, ilk olarak 1903 yılında Çorlu Belediye Binası olarak inşa edilmiş, 2015 yılında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından 2020 yılına kadar pek çok kültürel ve sanatsal faaliyete ev sahipliği yapmıştır.
2020 yılında kapılarını yeni konseptiyle açan bina, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in katkılarıyla Çorlu’nun ilk sanat müzesi olma unvanını kazanmıştır. Müzede; tarihe yön veren önemli şahsiyetler ile yerli ve yabancı 110 ünlü ismin birebir ölçülerde hazırlanmış gerçekçi balmumu heykelleri sergilenmektedir. Tarihi belediye binasının büyüleyici atmosferiyle birleşen bu zengin koleksiyon, ziyaretçilerine hem tarih hem de sanat dolu etkileyici bir deneyim sunmaktadır.
Orta Cami
Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde, Hükümet Caddesi üzerinde yer alan Orta Cami, 1856 yılında Kürkçü Sinan Bey tarafından yaptırılan caminin yıkılması üzerine hayırsever vatandaşlarca aynı yere yeniden inşa edilmiştir. Moloz taştan yapılan dikdörtgen planlı, kırma çatılı ve düz ahşap tavanlı caminin önünde iki ahşap sütunlu bir sundurma yer alır. İç mekanda ahşap tavan süslemeleri ve duvarlardaki akanthus yapraklı sütun başlıkları dikkat çeker. Kesme taştan ince ve tek şerefeli minaresiyle öne çıkan yapı, kentin zarif dini miraslarından biridir.
Ayas Paşa Camii
Tekirdağ’ın Saray ilçesinde yer alan Ayas Paşa Camii, Osmanlı Sadrazamı Ayas Mehmet Paşa tarafından 1525 yılında yaptırılmış köklü bir ibadethanedir. Servetinin büyük bir kısmını Saray ilçesinde cami, okul, medrese ve imaret gibi hayır eserleri inşa etmeye adayan Ayas Mehmet Paşa’nın mirasını günümüze taşıyan bu yapı, bölgenin en önemli tarihi sembollerinden biridir. 1538 yılında vefat eden sadrazamın kabir taşı kitabesinde yer alan "Evahir-i Safer 946" ifadesi de bu köklü geçmişi tesciller. Ayrıca meşhur Divan Şairi Fırıncı Mehmet Efendi'nin (Pilavcı Dede) Ayas Paşa'nın torunu olması, yapının manevi ve kültürel değerini pekiştirir.
Mimari açıdan kesme taş duvarlarla örülmüş kompakt ve zarif bir yapıya sahip olan cami; bir son cemaat yeri ile kubbeyle örtülü ana mekândan meydana gelmektedir. İnce silindirik gövdeli ve tek şerefelidir olan minaresi yapının dikey estetiğini tamamlar. Bahçesini süsleyen asırlık şimşir ağaçları ve estetik şadırvanıyla Ayas Paşa Camii, huzurlu atmosferiyle ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir.
Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi
Tekirdağ’ın Malkara ilçe merkezinde, çarşı içinde yer alan Gazi Ömer Bey Camii ve Türbesi, Osmanlı Devleti’nin Rumeli coğrafyasındaki en köklü ve erken tarihli mimari eserlerinden biridir. 1488 yılında inşa edilen yapı, bölgedeki Türk-İslam mührünün ve Osmanlı yayılımının en canlı tanıkları arasında yer alır.
Camiye adını veren Gazi Ömer Bey, Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış, babası Mora Fatihi Gazi Turhan Bey'in yanında yetişerek savaş meydanlarında gösterdiği kahramanlıklarla tanınmış gözü pek bir Osmanlı kumandanıdır. Gazi Ömer Bey’in türbesi, cami avlusunda yapının hemen sol (kuzeydoğu) tarafında konumlanmıştır. Hem tarihi derinliği hem de manevi atmosferiyle dikkat çeken bu külliye dokusu, Malkara'nın tarihi kimliğini yansıtan en değerli kültür mirasıdır.
Çorlu Süleymaniye Camii
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki en önemli tarihi eserlerden biri olan Süleymaniye Camii (Camii Kebir), 1521 yılında Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Klasik Osmanlı mimarisinin zarafetini yansıtan ibadethanenin ana mekânı tek bir büyük kubbe ile örtülüyken, son cemaat mahfeli ise üç küçük kubbe ile taçlandırılmıştır.
İnşa edildiği dönemde bünyesinde 22 odalı büyük bir medrese barındıran külliye yapısı, Çorlu'nun dini ve ilmi hayatında yüzyıllar boyunca merkezi bir rol oynamıştır. Halk arasında "Camii Kebir" (Büyük Cami) olarak da anılan tarihi yapı, görkemli mimarisi ve köklü geçmişiyle Çorlu’nun kalbinde yükselen en kıymetli kültür miraslarından biridir.
Güzelce Hasan Bey Camii
Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçe merkezinde yer alan Güzelce Hasan Bey Camii, XV. yüzyılın sonlarında Sultan II. Bayezid’in damadı Güzelce Hasan Bey (Abdullah oğlu) tarafından inşa ettirilmiştir. Yapım kitabesine göre 1499 tarihinde tamamlanan yapı, halk arasında "Ulu Cami" olarak da anılmaktadır. Hasan Bey, caminin sürekliliğini sağlamak amacıyla kendisine tahsis edilen Dimetoka yakınlarındaki Dânişmendli ve Midyeli köylerinin gelirlerini vakfetmiştir.
Klasik Osmanlı mimarisinin Trakya’daki erken ve seçkin örneklerinden biri olan cami, kare planlı bir şemaya sahiptir. İnşa malzemesi olarak kesme taş kullanılan yapı, sağlam mimarisi ve sade zarafetiyle dikkat çeker. Yüzyıllardır Hayrabolu’nun kalbinde yer alan Güzelce Hasan Bey Camii, hem tarihi değeri hem de manevi atmosferiyle kentin en önemli simgelerinden biridir.
Marmara Ereğlisi Deniz Feneri
Tekirdağ’ın Marmara Ereğlisi ilçesinde, Ereğli koyunun güney ucundaki burun üzerinde yükselen Marmara Ereğlisi Deniz Feneri, 1 Ocak 1861 tarihinden bu yana Marmara Denizi'ndeki seyir güvenliğine rehberlik etmektedir. Deniz seviyesinden 52 metre yükseklikte konumlanan yapı, 26 metre yüksekliğe sahip metal kulesiyle dikkat çeker. Elektrik ve akü sistemiyle desteklenen, 50 W ampul gücüne sahip devvar (döner) fener mekanizması, ışığını 16 mil uzaklığa kadar ulaştırabilmektedir.
İlçe merkezinden ayrılan dar toprak bir yolla ulaşılan fener ve fener gardiyanı evi, etrafı tel örgülerle çevrili huzurlu bir alanda yer alır. Fener çevresindeki bu patikalardan burunun her iki yanına ulaşmak mümkündür. Kıyrıyı deniz tarafından dolaşan ziyaretçiler, bölgenin köklü tarihi mirası olan Perinthos antik kentinden kalma antik bir mağara ile karşılaşırken; fenerin arka tarafına geçenler ise balıkçı barınağını ve Marmara Ereğlisi’nin panoramik manzarasını yüksekten seyretme imkânı bulurlar.
Hora Feneri (Hoşköy)
Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine bağlı Hoşköy beldesinde yükselen Hora Feneri (Hoşköy Deniz Feneri), 1861 yılından bu yana Marmara Denizi’ndeki gemilere rehberlik eden tarihi ve görkemli bir yapıdır. Sultan Abdülmecid döneminde Fransız mimarlar tarafından inşa ettirilen fener, yapıldığı dönemdeki orijinalliğini ve mimari zarafetini günümüze kadar eksiksiz bir şekilde muhafaza etmeyi başarmıştır.
Tamamı dökme demir ve çelik panellerden oluşan kulesi ile dönemin üstün mühendislik anlayışını sergileyen yapı, 20 metreyi aşan yüksekliği ve kıyıya hâkim konumuyla dikkat çeker. Fransa’dan özel olarak getirilen ve günümüzde hâlen aktif olarak kullanılan optik kristal lens mekanizması, fenerin tarihi değerini katlamaktadır. Bağ bağları, zeytinlikler ve Marmara Denizi'nin maviliğiyle kucaklaşan büyüleyici atmosferiyle Hora Feneri, Şarköy rotasında mutlaka görülmesi gereken en etkileyici duraklardan biridir.

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

İbrahim Balaban Müzesi

Namık Kemal Evi

Müzik Teknolojileri Müzesi

Rakoczi Müzesi

Rüstem Paşa Külliyesi

Rakoczi Müzesi

Rüstem Paşa Külliyesi