Truva Atı
Batı Anadolu kıyılarında, bugünkü İzmir’de (antik Smyrna) MÖ 8. yüzyılda yaşamış Homeros’un epik İlyada ve Odysseia destanları, 2. bin yıla kadar geri giden sözlü bir geleneğe dayanmaktadır. “Troya Savaşı’’ mitosu ve bu savaşa katılanların kederleri, İlyada ve Odysseia’nın dizeleriyle günümüze kadar ulaşmıştır.
Homeros’un İlyada’sı savaşın 9. yılında Akhilleus’un Akha ordularının başkomutanı Agamemnon’a karşı derin bir öfke duyması ve bu yüzden savaşı bırakıp barakasına çekilmesiyle başlar. Akhilleus’un en yakın dostu Patroklos’un ölmesi yüzünden savaşa geri dönmesi ve Troya kralı Priamosun oğlu Hektor ile savaşması, onu öldürmesi, ölüsünü Troya surları çevresinde arabasına bağlı olarak sürüklemesi ve sonunda insafa gelerek Hektor’un ölüsünü, babası kral Priamos’a geri vermesi ile biter.
Paris ve Helen’in efsanesine konu olan Truva Atı, Troya kentinin ele geçirilmesi için Akhalıların komutanı olan Odysseus tarafından planlanan tarihin en zeki savaş hilesiydi.
Troia Antik Kenti’nin sembolü olarak, kentin girişinde bulunan 12,5 metre yüksekliğindeki at Kazdağları’ndan getirilen çam ağaçları kullanılarak 1975 yılında Türk Sanatçı İzzet Senemoğlu tarafından tasarlanmıştır.
Troya Savaşı'ndan esinlenilerek 2004 yılında çekilen Troy filminde kullanılan atı ise Çanakkale ili merkezinde görebilirsiniz. Troya’yı ziyaret ettiğinizde karşılaşacağınız tahta at ile birlikte her ikisi de ziyaretçilerin hatıra fotoğraflarında mutlaka yer ediyor.
Deniz Müzesi
Çanakkale Deniz Müzesi, 1452 yılında İstanbul’un savunması amacıyla boğazın dar alanına inşa edilen Çimenlik Kalesinde bulunmaktadır. 1915 Deniz ve Kara Savaşları’nın bilgilendirme ihtiyacını gidermek için kurulmuş askeri bir müzedir. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olarak çalışan bu müzede savaş alanında bulunan malzemeler ile halk tarafından bağışlanan özel eşyalar sergilenmektedir.
Piri Reis Müzesi
Dünyanın en önemli haritacılarından, 16. yüzyılda yaşamış, coğrafyacı ve denizci, bilgin, Amiral Gelibolu’ lu Piri Reis’in adını taşıyan bir müze bir de galeri bulunmaktadır.
Piri Reis Deniz Bilimleri Müzesi Onsekiz Mart Çanakkale Üniversitesi bünyesinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde özel bir müze olup, yüzlerce türden binlerce deniz canlısını kapsayan zengin bir kolleksiyona sahiptir.
Günümüzde deniz kıyısında kalıntıları görülen, 8. yüzyılda inşa edilmiş bir Bizans dönemi yapısı olan Gelibolu Kalesi de Piri Reis galerisi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Müzede, Gelibolulu olduğu bilinen ünlü denizciyi tasvir eden büstler, tablolar ve haritaları yer almaktadır. 1513 yılında Gelibolu’ da çizdiği ve elimizde ancak bir bölümü bulunan ve bu bölümde Kuzey Amerika ve Atlantik Okyanusunu içeren, yaşadığı yüzyıldaki haritacılık ilminin durumu ve koşulları göz önüne alındığında, çağını çok aşan ve bugün bile hayranlık uyandırmaya devam eden bu değerli haritanın önemi daha kolayca anlaşılır.
Troya Ören Yeri
Farklı dönemlere ait 10 farklı kent katmanı tespit edilen, karmaşık ve zengin bir arkeolojik yapıya sahip Troya’daki en eski yerleşimler MÖ 3.000’li yıllara kadar uzanmaktadır. MS 500’lere kadar kesintisiz yerleşim bulunan bu eşsiz alan bölge sakinlerinin o dönemde Ege Denizi’nden çıkarak Karadeniz’e uzanan tüm ticareti kontrol edebilmelerini sağlamıştır.
Troya, Avrupa medeniyetinin erken gelişimini anlamada önemli bir şehirdir. Homeros’un İlyada adlı eserine ve yaratıcı sanata olan katkılarından dolayı da kültürel bir önem taşımaktadır.
Çanakkale ili sınırlarında, Kaz Dağı eteklerinde yer alan Troya, 1996 yılında Milli Park ilan edilmiş ve 1998 yılında da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.
Halk arasında daha çok Truva Atı ile tanınan Troya Antik Kenti, Çanakkale’nin Merkez ilçesine bağlı Tevfikiye Köyü’nün batısında yer alır.
Karamenderes (Skamender) ve Dümrek çaylarının döküldüğü bir koyun kenarında yer alan Troya’nın, ilk kurulduğu yıllarda denize çok yakın olduğu ve zamanla Karamenderes nehrinin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaştığı bilinmektedir. Binlerce yıl boyunca savaş ve doğal felaketler sonucu yıkılan ve defalarca yeniden kurulan kent denizden uzaklaşması sonucu yavaş yavaş önemini kaybetmiş ve terk edilmiştir.
16. yüzyıldan itibaren gezginlerce ziyaret edilen bölgede, yapılan kazılar sonucu yapılarda kerpiç kullanılması nedeniyle kent katmanlarının üst üste biriktiği bir tepe haline geldiği anlaşılmıştır.
Antik tapınaklarının öncüsü olan megaron yapılarının en görkemlileri MÖ 3000’den itibaren Troya’da görülmektedir. Ayrıca demirin daha bilinmediği dönemler olan MÖ 2500’lerden itibaren Troya’da kesme taş tekniği ile duvar örgülerine rastlanılmaktadır.
Troya Müzesi
Modern müzecilik anlayışıyla tasarlanan yeni müze binası “Troya Müzesi” olarak adlandırılmış ve 10.10.2018 tarihinde ziyarete açılmıştır. Troya Müzesi, Çanakkale İli, Merkez İlçesi’ne bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içinde, UNESCO’nun 1998 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aldığı Troya Antik Kenti girişinde yer almaktadır.
Müze, yaklaşık 90.000 m²’lik büyüklüğe sahip olan parsel içerisinde 12.765 m² kapalı alanlı müze teşhir, depolama, idari birimler, sosyal donatı mahalleri ile 37.250 m² açık teşhir, peyzaj ve ziyaret alanlarından oluşmaktadır.
10.10.2018 yılında ziyarete açılan Troya Müzesi’nde Homeros’un İlyada Destanı ile tarihe geçmiş Troas Bölgesi’nde iz bırakan Troya ve kültürlerinin yaşamı ve arkeolojik tarihi kazılardan çıkan eserler aracılığıyla anlatılmaktadır.
Ziyaretçiler müzeyi gezerken yedi başlığa bölünmüş bir hikâyeyi takip etmektedir: Troas Bölgesi Arkeolojisi, Troya’nın Tunç Çağı, İlyada Destanı ve Troya Savaşı, Antik Dönemde Troas ve İlion, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemi, Arkeoloji Tarihçesi ile Troya’nın İzleri’dir.
Ziyaretçi her teşhir katına rampadan çıkarak ulaşabilmektedir. Müzenin giriş alanı olan, Troas ve çevresini konu alan sirkülasyon bandında ise, devam eden sergi katları öncesinde ziyaretçiye bir oryantasyon sağlamak amacıyla, arkeoloji bilimi, arkeolojik ve arkeometrik tarihleme yöntemleri, terimler şemalar, çizimler, metinler ve interaktif yöntemlerle anlatılmaktadır.
Tevfikiye Köyü /Arkeo-köy
Troya ören yerine en yakın yerleşim yeri olan Tevfikiye köyü, Troya’nın eşsiz tarihinden izler taşıyan ve tüm özellikleriyle dönemin ruhunu yansıtan bir arkeo-köydür.
Troia Antik Kenti’ne yapılan ziyaretlerin, kişileri mitolojik, kültürel ve doğal güzellikler ile çevrelediği kadar, geziler sırasında verilen keyifli molalar, organik sebze-meyve alışverişler gibi Troya dönemini yaşatan özellikler ile de beslemesi amacıyla düzenlenmiştir.
57. Piyade Alayı Şehitliği
57. Alay Şehitliği ve Anıtı; 12 Aralık 1992 tarihinde inşa edilmiştir. Bu şehitlik sembolik olup, gerçek şehitlik Bomba Sırtı’nın güney ucunda, Çataldere Vadisi’nin içinde bulunmaktadır.
57. Alay; Arıburnu Cephesi’nde ilerleyen Anzak askerlerini ilk karşılayan ve geri püskürten Türk kuvvetleridir. Bu cephede, Yarbay Mustafa Kemal’in önderlik ve cesaret vasıfları ortaya çıkmıştır.
57.Alay Şehitliği, genellikle Selçuklu ve Osmanlı kervansaraylarında kullanılan Kevser taşından yapılmıştır. Girişin tam karşısında, 57. Alay’ın 25 Nisan 1915’teki karşı taarruzunu gösteren bir rölyef bulunmaktadır.
Anzak Koyu
Anzak Koyu her yıl Avustralya ve Yeni Zelandalı vatandaşlar tarafından düzenli ziyaret edilmektedir.
Avustralya ve Yeni Zelandalı askerlerin 25 Nisan 1915’te çıkarma yaptığı koy, 600 metre uzunluğuna sahiptir. Avustralya ve Yeni Zelandalı (ANZAC) turistler her yıl binlerce kilometre uzaklıktan Çanakkale’ye gelerek, sabah saatlerinde gerçekleştirilen şafak ayini töreninde atalarını anmaktadırlar.
Conkbayırı Anıtı
Conbayırı’nda 3 adet Türk anıtı bulunmaktadır. Bu anıtların en yenisi Yeni Zelanda Anıtı’nın hemen yanında bulunan bronzdan yapılmış Atatürk heykelidir. Heykelin kaide kısmında Albay Mustafa Kemal’in 10 Ağustos 1915 günü göğsüne isabet eden şarapnel parçası ve kalbinin üzerinde bulunan saatin onu kurtarması olayı bizzat kendi ağzından anlatılmaktadır.
Çanakkale Savaşları’nın en şiddetli ve kanlı cephelerinden biridir. Burada yapılan kahramanlıklar ve şehitlerimiz adına 5 tane “anıt yazıtı” dikilmiştir.
Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi
Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, eşi benzeri görülmemiş kahramanlık hikâyelerinin yaşandığı Çanakkale muharebeleri’nin sonsuza kadar hatırlanması amacıyla 7 Haziran 2012 tarihinde hizmete açılmıştır.
İleri simülasyon teknikleriyle kurulan 11 ayrı canlandırma salonunun ikisinde üç boyutlu gösterim yapılmakta ve üç ayrı odada da hareketli platformlar kullanılarak Çanakkale muharebeleri’nin önemli kesitleri anlatılmaktadır. Yabancı ziyaretçiler için yedi ayrı dilde (İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, Japonca, İtalyanca ve Arapça) anlatım da yapılmaktadır.
Çanakkale muharebeleri’nde kullanılan malzemelerin ve dioramaların sergilendiği iki kattan oluşan sergi salonu, Çanakkale muharebeleri ile ilgili yayınlanmış olan eserlerin toplandığı bir kütüphane ve hediyelik eşya bölümü de tesiste yer almaktadır.
1914 yılı savaş öncesi Osmanlı Devleti’nin durumu ve savaşa nasıl taşındığından başlayan müze anlatımı, Nusrat Mayın Gemisi’nin hikayesi, İtilaf Devletlerinin Muharebe Planları, Rumeli Mecidiye Tabyası’ndaki Seyid Onbaşı’nın kahramanlığı üç boyutlu şekilde canlandırılması, üç boyutlu harita üzerinde, özel bir teknikle o döneme ait savaş görüntüleri ile birlikte anlatılan Kara Muharebeleri planları, Mustafa Kemal’in bir asker ile cephede sohbetini canlandıran gösterimler içermektedir.
Çanakkale Muharebeleri’nde kullanılan silah, alet, edevat, şahsi eşya, mektup gibi nesnelerin sergilendiği iki kata yayılmış bir sergi alanı kurulmuştur. Sergi salonunda Çanakkale Muharebeleri’nden kalan hatıra ve objeler sergilenmektedir. Ayrıca, Çanakkale Muharebeleri’nden sahnelerin anlatıldığı rölyefler sergi duvarlarını süslemektedir.
Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, film ile hologramın bir arada kullanılması yönüyle dünyada ilk olma özelliğini taşımaktadır.
Alexandreia Troas Antik Kenti
Alexandria Troas kenti, M.Ö. 311 yılında Antigoneia adıyla kurulan eski yerleşim M.Ö. 306 yılından sonra Büyük İskender’in anısına Alexandria Troas adını almıştır. Avrupa ve Asya arasında bağlantı noktası durumundaki konumu nedeniyle, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olması dahi düşünülmüştür.
İmparator Konstantin tarafından da benzer düşünceler öngörülmüş, ancak sonunda İmparatorluğun başkentinin İstanbul (Constantinapolis) olmasına karar verilmiştir.
Kentin ikinci kez canlanışı Roma İmparatoru Augustus ile gerçekleşmiştir. Augustus M.Ö.1.yy’ın ortalarında emekli Roma askerleri için burada bir koloni kurdurtmuş ve kentin bir Roma metropolisi haline getirilmesini desteklemiştir.
Kentin bir başka altın çağı M.S. 2. yy’dadır. Antik dünyanın en zengin kişilerinden bir tanesi olan Atinalı Herodes Atticus, Çığrı Dağı’ndan Alexandreia Troas’a ulaşan muazzam bir su yolu inşa ettirmiştir.
Kentin doğusunda yuvarlak bir iç avlusu ve iki yanında birer kulesi olan, muazzam bir su kapısı olan M.Ö. 3. yüzyıla tarihlenen Neandria Kapısı yer almaktadır.
Aziz Paulos’un Hristiyanlığı Avrupa’ya yaymak için yapacağı yolculuğa M.S.52 yılında bu kent limanından başlamıştır.
Kentin büyük hamamı, su yolu ile birlikte M.S. 135 yılında inşa edilmiştir. 1809 yılına kadar büyük bir kısmı ayakta olan yapı, deprem sonucunda yıkılmıştır. Anadolu’daki Roma İmparatorluk Dönemi hamam yapılarının en büyüklerinden biridir.
Kentin en yüksek noktasında, Hellenistik Dönemde muazzam bir tiyatro inşa edilmiştir. Bu tepe, doğuda Çığrı Dağı’nın üzerinde yer alan Neandria’nın, güneyde Lesbos (Midilli) adasının, batıda Tenedos’un (Bozcaada) ve kuzeyde Çanakkale Boğazı’nın (Dardanelles) manzarasını sunmaktadır.
Apollon Smintheion Örenyeri
Apollon Smintheus Kutsal Alanı (Smintheion)’nda İÖ 5000 civarına tarihlenen bir prehistorik yerleşime ait kalıntılar tespit edilmiştir. Apollon Smintheus Kutsal Alanı (Smintheion) Çanakkalenin 100 km güneyinde, Ayvacık İlçesine bağlı Gülpınar Köyünde yer almaktadır.
Su yönünden zengin olan bu yöre, yeraltı kaynak suları ile beslenmektedir. Tapınağın yapıldığı Hellenistik çağda da yörede suyun bol olması Apollon kültünün bir simgesidir. Tanrı Apollon kehanette bulunmak için her zaman suya gereksinim duymuştur. Tapınağın bu alanda kurulmuş olması da bu nedenle olmalıdır.
Apollon Smintheion kutsal alanı, Troya şehrindeki Athena tapınağından sonra Troas'ın en önemli ikinci kutsal alanıdır. Önemi, Anadolu'daki bilinen Apollon kültleri içerisinde fare simgesiyle karşımıza çıkan tek örnek olmasıdır. Apollon Smintheus çiftçileri farelerden koruyan bir tanrı olarak Troas bölgesinde ortaya çıkar.
Assos
Assos, Çanakkale'nin 87 km. güneyinde, Ayvacık ilçesi Behramkale Köyü sınırlarında bulunan antik bir liman kentidir. Aynı zamanda bir felsefe şehri olarak bilinen Assos'ta, İlk Çağ'ın ünlü filozofu Aristoteles bir dönem yaşamış; zooloji, biyoloji ve botanik konularında da önemli araştırmalar yapmıştır.
Kentin etrafını çeviren 4 km.lik surların önemli bir bölümü bugün hala ayaktadır. Akropol'de yer alan Athena Tapınağı, Arkaik Çağ'da inşa edilmiş Anadolu'nun en eski Dor tapınaklarından biridir.
Akropoldeki bu tarihi kalıntılar arasında Athena Tapınağı, Edremit Körfezi'nin gün batımında büründüğü muhteşem manzaranın izlenebileceği en uygun mekandır.Akropol’den aşağı doğru agora (çarşı), gymnasium (düşünsel ve bedensel eğitim merkezi) tiyatro, bouleuterion (kent meclisi binası) ve nekropol (antik mezarlık) sıralanmaktadır. 4000 seyirci kapasiteli tiyatrosu’nun büyük bölümü korunmuş durumdadır. Akropolün hemen kuzey köşesinde Osmanlı Sultanı I. Murat'ın 14. yüzyılda yaptırdığı tek kubbeli cami bulunmaktadır.
Babakale
Babakale Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlıdır. Coğrafi olarak dünyanın en büyük kıtası olan Asya kıtasının en uç noktası burasıdır.
Aynı Avrupa kıtasının bittiği yer olan Capo da Roca’daki gibi Babakale’de de ziyaretinizi bir sertifika ile belgelemek mümkündür.
Babakale’de Osmanlı İmparatorluğu’nun inşa ettiği son kale olan Babakale Kalesi de ziyaret edilebilir. Kale surlarından görülen muhteşem manzarası, denizin rengi ve tarihi dokusu ile Babakale görülmeye değer bir yerdir.
Bozcaada
Anakaraya (Geyikli İskelesi) 4 deniz mili uzaklıkta olan, eski adıyla Tenedos, bugünkü adıyla Bozcaada, eski mimari dokusunu koruyan evleri ve sokakları, masmavi denizi, sakin kumsalları, kekik kokulu tepeleri, lezzetli şarapların üretildiği bağlarıyla bir cennet gibidir. Adanın en batı ucundaki rüzgar güllerinin ve fenerinin bulunduğu noktadan günbatımını seyretmek, fazla engebeli olmayan yollarında yürüyüş yapmak ve bisiklet, Çayır Plajında kite-surf yapmak, Ege Denizi’nin en önemli dalış noktalarından biri olan koylarda denizen altını keşfetmek için yılın on iki ayı ziyaret edebileceğiniz bir ada.
Adaya yaklaştıkça sekiz adet burcu ve heybetiyle dikkat çeken Bozcaada Kalesi’nin tam olarak ne zaman ve kim tarafından inşa edildiği bilinmemekle birlikte, Venedik, Ceneviz ve Bizans dönemlerinden beri kullanıldığı bilinmektedir.
Kalenin iç bölümünde Bozcaada ile ilgili tarihi ve etnografik eserlerin sergilendiği bir sergi bulunmaktadır.
Gökçeada
Türkiye’nin en büyük adası olarak Bozcaada’nın yaklaşık sekiz katı büyüklüğünde olan Gökçeada’ya Kabatepe limanından feribotla ulaşmak mümkün. 1970 yılına kadar kullanılan ismiyle İmroz adası, Kuzey Ege’de Türkiye’nin en batı ucu olduğu için ‘güneşin en son battığı yer’ olma ünvanına sahip. M.Ö. 7000 yıllarına dayanan tarihi, adada bulunan eserler ile kesintisiz yerleşimin bulunduğunu bildiğimiz ada, eski köy mimarisi, kiliseleri, ve arnavut kaldırımlı sokaklarıyla ziyaret edenleri büyüler.
Gökçeada, flora ve faunasındaki çeşitlilik ve su kaynaklarının bol olması nedeniyle doğal yaşamının zenginliğiyle öne çıkan bir ada. Zeytincilik, kökeni çok eskiye dayanan bir uğraş. Adada 300-400 senelik zeytin ağaçları görmek mümkün. Son yıllarda gelişmekte olan organik tarım adanın geleceğinde önemli bir rol üstleniyor.
Türkiye’nin en temiz denizlerinden biri olarak bilinen Gökçeada’nın sahilleri, yüzmek, dalış yapmak ve sörf için çok ideal. Gökçeada, rüzgarlı iklimi ve kendine özgü coğrafik yapısı sayesinde sadece Türkiye’nin değil dünyanın önde gelen sörf merkezlerinden biri sayılıyor.
Zeus Altarı
Homeros, İlyada Destanı’nda tanrıların İda Dağı’nda yaşadıklarından ve Troya Savaşı’nı buradan izleyip yönettiklerinden söz eder. Tanrılar tanrısı Zeus’un da burada yaşadığı ve savaşı izleyip yönettiği yine bu destanda yer alır. Bölgede çalışma yapan araştırmacılar da bu yüksek, denize ve Edremit Körfezi’ne hakim bir tepe üzerine inşa edilen mekanın baş tanrı Zeus’a ait olduğunu düşünmektedirler.
Dede Tepe üzerinde bulunan Zeus Altarı olarak tanımlanan alan, kaya kütlesinin işlenmesiyle oluşturulmuştur. Bu kaya kütlesine, üzerinde oyulmuş basamaklardan oluşan merdiven ile çıkılmaktadır. Sunak nişleri, oturma platformları ve içi oyularak oluşturulan sarnıç bulunmaktadır. Sunağın altında bulunan oda büyüklüğündeki, içinde su bulunan bu sarnıça Zeus Mağarası denmektedir.
Antik sunağın hemen yanında Çanakkale Savaşları’na katılan Erdem Dede’nin yatırı bulunmaktadır. Bu haliyle Zeus Altarı ve çevresi günümüzde de kutsal alan olma özelliğini devam ettirmektedir.
Parion Antik Kenti
Parion, Çanakkale Boğazının Anadolu kıyısında, Marmara denizine doğru genişlediği doğu bölümde yer almaktadır. Günümüzde antik kentin merkezi, Çanakkale İli, Biga İlçesi, Kemer Köyü sınırlarında bulunmaktadır.
Marmara Denizi kıyı kenti olan Parion, özellikle nekropolis alanında elde edilen veriler göz önünde bulundurulduğunda bir Troas kenti olduğu kabul edilmektedir
Parion M.Ö. 478-477'de Delos Birliği'ne üye olan Parion’u ilki Julius Caesar ya da Augustus Dönemi’nde, ikincisi de Hadrianus Dönemi’nde olmak üzere iki kere koloni kenti olarak ilan etmiştir.
M.S. 2.yy’dan itibaren Hristiyan toplulukların bulunduğu bir kent olan Parion, Bizans Dönemi’nde de önemini yitirmediğini ve önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur.
Parion’da kazı yapılan bölgelerden biri olan ve kentin önemli yapıları arasında yer alan odeionda, 2012 yılındaki çalışmalar sırasında, parçalar halinde çıkarılan mermer heykelin M.S. 2. Yüzyıla ait giysili kadın heykelinin Tanrıça Artemis’e ait olduğu tahmin edilmektedir.
Kaz Dağları Milli Parkı
Mitolojik adıyla İda Dağı olarak bilinen Kaz Dağları, Balıkesir ve Çanakkale illeri arasında uzanan, yüksek oksijen oranı ve temiz havasıyla dünyanın en özel ekosistemlerinden biridir. Homeros’un İlyada Destanı’nda "Bin Pınarlı İda" olarak anılan dağ, tarihteki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı ve Zeus'un Troya Savaşı'nı izlediği yer olarak kadim efsanelerin ve Klasik Mitoloji'nin kalbidir. 1993 yılında milli park ilan edilen bu devasa ekosistem, dünyada sadece burada yetişen dünyaca ünlü Kazdağı Göknarı dahil olmak üzere 29'u bölgeye özgü onlarca endemik bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır.
Dağın Çanakkale yamaçları (Bayramiç ve Ayvacık ilçeleri); buz gibi sularıyla ünlü Ayazma Tabiat Parkı, antik Zeus Altarı, eski çok kültürlü yaşamın ve yerel mimarinin izlerini taşıyan Adatepe ile Yeşilyurt gibi koruma altındaki tarihi taş köyleriyle öne çıkar. Düşük asidite oranına sahip kaliteli zeytinyağlarıyla gastronomi açısından da zengin olan Kaz Dağları; derin kanyonları, akarsuları, zengin faunası ve tarihi dokusuyla Türkiye'nin en canlı ve en hassas ekolojik hazinesidir
Gelibolu Tarihi Alanı
Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasında, Gelibolu Yarımadası üzerinde yer alan Gelibolu Tarihi Alanı, I. Dünya Savaşı'nın en kader belirleyici çarpışmalarından biri olan Çanakkale Savaşları’nın (1915-1916) yaşandığı mukaddes topraklardır. Yaklaşık 33 bin hektarlık devasa bir alanı kaplayan bölge; Türk milletinin eşsiz kahramanlık destanlarına tanıklık etmiş, Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri dehasının parladığı ve modern Türkiye’nin temellerinin atıldığı manevi bir açık hava müzesidir.
Tarihi Alan bünyesinde görkemli Çanakkale Şehitler Abidesi, kahramanlıklarıyla destanlaşan 57. Piyade Alayı Şehitliği, muharebelerin seyrini değiştiren Conkbayırı ve Anafartalar siperleri ile Anzak Koyu gibi hem Türk hem de yabancı milletlere ait düzinelerce anıt, şehitlik ve mezarlık yer almaktadır. Doğal güzellikleri, dik yarları, tarihi kaleleri ve eşsiz Akdeniz makileriyle kaplı coğrafyasıyla koruma altında olan Gelibolu Tarihi Alanı, savaşın acılarını barışın kardeşliğine dönüştüren dünya çapındaki en büyük anma ve ziyaret mekanlarından biridir.
Gökçeada Tuz Gölü
Gökçeada’da Aydıncık ve Kefaloz plajlarının ortasında yer alan Tuz Gölü, tamamen deniz suyu ve yağmurlarla beslenen benzersiz bir lagündür. Yaz aylarında suların buharlaşmasıyla bembeyaz bir tuz tabakasına bürünerek adeta kar yağmış hissi uyandıran göl, ada halkının ve yaban hayatının tuz ihtiyacını karşılar. Başta flamingolar olmak üzere 80’e yakın su kuşu türüne ev sahipliği yapan bu hassas kuş cenneti, aynı zamanda tabanından çıkan kükürtlü şifalı siyah çamuruyla da öne çıkar. Ziyaretçilerin romatizma, sedef ve kireçlenme gibi rahatsızlıklar için şifa aradığı bu çamur kürleriyle göl, el değmemiş doğası ve zengin faunasıyla hem ekoturizm hem de sağlık turizmi açısından adanın en canlı rotalarından biridir.
Çanakkale Pembe Göl
Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Dalyan köyünde, Alexandrea Troas antik kentinin hemen yanında yer alan Pembe Göl, Türkiye'nin en nadide biyolojik mucizelerinden biridir. Yaz sonuna doğru artan sıcaklık ve buharlaşma nedeniyle suyun tuzluluk oranı yükseldiğinde, "Dunaliella salina" adlı mikroskobik algler ve halobakterilerin çoğalmasıyla göl göz alıcı bir pembe renge bürünür. Antik Roma limanının kalıntıları ve Ege'nin masmavi ufkuyla birleşerek özellikle gün batımında gerçeküstü bir görsel şölen sunan bu lagün, hassas ekosistemi ve şifalı tuz kristalleriyle Çanakkale’nin en canlı ekoturizm rotalarından biridir.
Ayazma Plajı ve Akvaryum Koyu
Bozcaada'nın güney kıyılarında yan yana konumlanan Ayazma Plajı ve Akvaryum Koyu, Ege Denizi'nin en berrak ve büyüleyici sularına ev sahipliği yapan iki doğa harikasıdır. Adanın en popüler ve en geniş sahili olan Ayazma Plajı, altın sarısı ince kumu ve serinletici, turkuaz renkli deniziyle yaz aylarında deniz tutkunlarının ilk adresi olurken; hemen yanı başındaki saklı cennet Akvaryum Koyu ise el değmemiş, kayalık yapısı ve su altı görüş mesafesinin mükemmelliğiyle adeta doğal bir akvaryumu andırmaktadır. Şnorkelle dalış yapmak ve deniz canlılarını gözlemlemek isteyenler için eşsiz bir rota sunan bu koy, adanın bozulmamış ekolojik yapısını en canlı şekilde yansıtmaktadır. Etrafını saran asırlık bağ yolları ve adaya özgü rüzgarların serinliği eşliğinde hem konforlu bir plaj keyfi hem de izole bir doğa kaçamağı sunan Ayazma ve Akvaryum, Bozcaada’nın el değmemiş sahil şeridini taçlandıran en canlı turizm değerlerindendir.
Plajlar
Çanakkale’nin kıyı şeridinde yer alan Geyikli, Güzelyazı, Dardanos, Sivrice ve Karanlık Liman plajları, Ege Denizi ile Çanakkale Boğazı’nın birleştiği asırlık coğrafyada doğaseverlere eşsiz alternatifler sunmaktadır. Ezine ilçesinde yer alan, Bozcaada’nın tam karşısındaki büyüleyici konumu ve asırlık zeytin ağaçlarının gölgesindeki geniş kumsalıyla Geyikli Plajı, adaya geçiş noktası olmasının yanı sıra serin deniziyle yaz aylarının vazgeçilmez rotalarındandır. Merkeze daha yakın konumda bulunan Güzelyazı ve Dardanos plajları, Çanakkale Boğazı’nın serin sularını ve canlı su altı yaşamını ayaklar altına sererken; özellikle rüzgâr sörfü tutkunları için bölgenin en popüler ve hareketli merkezleri arasında yer alır. Ayvacık ilçesinde, Midilli Adası’nın tam karşısında saklanan Sivrice Plajı ise taşlık sahili, akvaryum netliğindeki derin, serin suları ve ahşap iskeleleriyle adeta zamanın yavaş aktığı, el değmemiş bir huzur köşesidir. Troya antik kentinin tarihi liman bölgesine ev sahipliği yapan ve adını stratejik geçmişinden alan Karanlık Liman ise, çam ağaçlarıyla çevrili izole yapısı ve dingin atmosferiyle kampçıların ve kalabalıktan uzaklaşmak isteyenlerin saklı cennetidir. Hem konforlu bir sahil keyfi hem de su sporları ve izole doğa kaçamakları sunan bu plajlar zinciri, Çanakkale’nin zengin ekolojik hazinesini taçlandıran en canlı sahil rotalarındandır.
Gizli Liman
Gökçeada’nın Uğurlu köyünden geçerek ulaşacağınız Gizli Liman, balıkçı limanından sağa dönünce bir sürpriz gibi karşınıza çıkan, adanın en büyüleyici ve özel doğa harikalarından biridir. Adanın batı ucunda karayoluyla gidilebilecek en son nokta olan bu cennet koy, arkasını yasladığı çam ağaçlarının önünde uzanan 750 metrelik incecik kumsalıyla Ege’nin en bakir ve el değmemiş sahillerinden biridir. Uğurlu Limanı’ndan yaklaşık 1-2 kilometre sonra bütün ihtişamıyla kendini gösteren lagün; küçük taşlarla bezeli berrak plajı, akvaryum netliğindeki masmavi ve tertemiz deniziyle ziyaretçilerine izole bir huzur sunmaktadır. Aynı zamanda koyun tam uç noktasında yer alan ve coğrafi olarak ülkemizin en batı ucu olan İnce Burun (Avlaka Burnu), adanın vahşi ve asırlık doğasını taçlandırmaktadır. Hiçbir yapılaşmanın olmadığı bu asude sığınak, sakinlik arayanların, kamp tutkunlarının ve doğaseverlerin vazgeçilmez duraklarından biri olarak Gökçeada’nın en canlı ekoturizm rotalarındandır.
Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı
Ege ve Marmara denizlerinin buluşma noktasında yer alan Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı, 1. Dünya Savaşı temalı dünyanın ilk su altı parkıdır. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ve Seddülbahir Kalesi’ndeki lansmanla açılan proje, Çanakkale’yi uluslararası bir dalış merkezi haline getirmiştir. 150 kilometrekarelik alanda 14 farklı dalış noktası sunan park, Türkiye'nin zengin su altı arkeolojisini ve asırlık askeri mirasını korumaktadır. Derinliklerinde; başta ünlü İngiliz zırhlısı HMS Majestic olmak üzere Lundy, HMS Louis, HMS Triumph, Massena, Saghalien gibi 106 yıl önce batan 14 stratejik gemi kalıntısını barındırır. TÜBİTAK MAM iş birliğiyle turizme kazandırılan bu batıklar, zamanla eşsiz birer su altı fauna ve flora alanına dönüşerek yapay resif işlevi görmeye başlamıştır. Sualtı parkı, gizemli hikayeleri ve asil manevi dokusuyla dünyanın en canlı su altı müzelerindendir.
Gökçeada Sualtı Milli Parkı
Türkiye'nin en büyük adası olan Gökçeada'nın kuzeydoğusundaki Kaleköy ve Yelkenkaya arasında yer alan bölge, 1999 yılında Türkiye’nin ilk ve tek sualtı milli parkı ilan edilmiştir. Karadeniz’in besin değeri yüksek soğuk akıntıları ile Ege Denizi’nin sıcak sularının kesişim noktasında bulunan bu özel alan, Kuzey Ege’deki deniz yaşamının en bakir sığınaklarındandır. Park; deniz ekosisteminin akciğerleri sayılan geniş deniz çayırlarına (Posidonia oceanica), Akdeniz foklarına, deniz kaplumbağalarına, nadide süngerlere ve zengin balık popülasyonlarına ev sahipliği yapmaktadır. Ekolojik dengeyi korumak amacıyla tam koruma ve tampon bölge olarak ayrılan parkta her türlü ticari avcılık yasak olup, belirlenen kurallar dahilinde şnorkelli ve tüplü dalışlar yapılabilmektedir. Gökçeada Sualtı Milli Parkı; berrak suları, sualtı mağaraları ve büyüleyici biyolojik çeşitliliğiyle Türkiye'nin en değerli deniz koruma alanıdır.
Çanakkale Saat Kulesi
Çanakkale kent merkezinde yer alan tarihi Saat Kulesi, şehrin en önemli simgelerinden ve ana buluşma noktalarından biridir. 1897 yılında Sultan II. Abdülhamid döneminde yaptırılan bu anıtsal Osmanlı mirası, yukarıya doğru hafifçe daralan dört kat ve en üstte bulunan kubbeli bir köşkten oluşmaktadır. Yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki kulenin zemin katında çeşmeler, dördüncü katının her cephesinde ise yuvarlak saat kadranları yer alır. Üzerinde 1897 tarihli mermer bir kitabe barındıran ve bulunduğu meydana adını veren Saat Kulesi, Çanakkale Savaşları dahil kentin modern tarihine tanıklık etmiştir. Bu zarif yapı, bugün de kent merkezini keşfe çıkan ziyaretçilerin mola verip güzel fotoğraf kareleri yakaladığı önemli bir tarihi değerdir.
Bozcaada Sokakları
Ege Denizi'nin huzurlu atmosferini yansıtan Bozcaada sokakları, köklü çok kültürlü geçmişiyle büyüleyici bir açık hava müzesidir. Geçmişte farklı kültürlerin yerleşim alanı olan ve günümüzde tamamen harmanlanan ada merkezi, tarihi dokusunu korumayı başarmıştır. Arnavut kaldırımlı dar sokaklar boyunca uzanan rengarenk panjurlu taş evler, begonviller ve sardunyalarla adeta bir kartpostal görünümü sunar. Kendine has neoklasik mimarinin yer aldığı düzenli sokaklar canlı kafeler, sanat galerileri ve restoranlarla doluyken; geleneksel ada mimarisinin ağırlıkta olduğu diğer taraf kıvrımlı sokakları ve ahşap detaylarıyla daha dingin bir atmosfere sahiptir. Araç trafiğine kapalı olan bu estetik sokaklar, ziyaretçileri keyifli keşiflere ve benzersiz fotoğraf kareleri yakalamaya davet eder.
Çıplak Köyü (Etno-Köy)
Çanakkale’de, Troya Antik Kenti yolu üzerinde yer alan Çıplak Köyü, "Etno-Köy" konseptiyle geleneksel bağlarını koruyan özgün bir yerleşimdir. Köy, tarihi açıdan büyük bir öneme sahiptir; Troya’yı kazan Heinrich Schliemann, 1870'lerdeki kazı çalışmaları sırasında bu köyde konaklamış ve buradaki bir evi çalışmalarının merkezi olarak kullanmıştır. Günümüzde sokaklarında Osmanlı dönemi çeşmeleri, Schliemann'ın izleri ve geleneksel tarım aletleri sergilenen köy, kerpiç ve taş mimarisiyle dikkat çeker. Ziyaretçilerine otantik bir atmosfer sunan Çıplak Köyü, yerel ürünleri ve samimi köy kahvesiyle keyifli bir kültürel mola noktasıdır.
Aynalı Çarşı
Çanakkale’nin merkezinde yer alan ve meşhur türküye ilham veren Aynalı Çarşı, şehrin en önemli tarihi simgelerinden biridir. 1890 yılında II. Abdülhamid döneminde yaptırılan bu tarihi arasta, kırmızı taştan cephesi ve ikonik kemerli kapısıyla dikkat çeker. Çarşının ismi, girişindeki büyük aynalardan veya geçmişte burada satılan aynalı at gözlüklerinden gelmektedir. Çanakkale Savaşı'nda ağır hasar gördükten sonra restore edilen tarihi yapının içinde günümüzde meşhur Çanakkale seramikleri, aynalı hediyelikler ve yöresel ürünler satılmaktadır. Aynalı Çarşı, şehrin hüzünlü tarihini hissetmek ve özgün anılar biriktirmek isteyenler için nostaljik bir duraktır.
Adatepe Köyü
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, Kazdağları’nın yamaçlarında yer alan Adatepe Köyü, Türkiye’nin en iyi korunmuş taş mimari yerleşimlerinden biridir. Antik dönemlerden beri yerleşim yeri olan köy, 1980’li yıllarda sit alanı ilan edilmesi sayesinde betona yenik düşmemiş ve aslına uygun olarak restore edilmiştir. Yüzyıllık çınar ağaçlarının gölgelediği meydanı, kesme taş evleri ve Arnavut kaldırımlı dar sokakları ile zamansız bir atmosfer sunar. Köyün tarihi taş okulu günümüzde felsefe ve sanat seminerlerinin düzenlendiği bir kültür merkezi olarak hizmet verirken, hemen yukarısındaki mitolojik Zeus Altarı ise Edremit Körfezi’nin muazzam manzarasını sunar. Meşhur zeytinyağları ve bol oksijenli havasıyla Adatepe, doğa ve kültür dolu bir mola noktasıdır.
Yeşilyurt Köyü
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, Kazdağları’nın eteklerinde yer alan Yeşilyurt Köyü, zengin bitki örtüsüyle dağ ve deniz turizmini bir arada sunan adeta bir oksijen çadırıdır. Denize sadece 3 kilometre mesafede bulunan köy, tamamı sit alanı olduğu için yeni yapılaşmadan korunmuş ve aslına uygun restore edilen tarihi taş evleriyle özgün mimarisini korumuştur. Son yıllarda büyük şehirlerden uzaklaşmak isteyenlerin gözde kaçış rotası olan Yeşilyurt; sardunyalarla süslü sokakları, badem ağaçlarıyla bezeli yürüyüş patikaları ve temiz havasıyla şifa doludur. Köy meydanında ise geçmişin izlerini taşıyan ve farklı mimari dokusuyla dikkat çeken tarihi bir cami yer alır.
Polente Feneri
Bozcaada’nın en batı ucunda yer alan Polente Feneri, 1861 yılından beri denizden 32 metre yükseklikteki dik falezlerin üzerinde yükselen ikonik bir simgedir. Yanı başındaki devasa rüzgar gülleriyle birlikte muazzam bir görsel şölen sunan fener, Türkiye’de gün batımının en güzel izlendiği noktaların başında gelir. Elektrik ve modern yapılaşmanın olmadığı bu doğal alanda ziyaretçiler, kamp sandalyeleri ve yerel atıştırmalıklarıyla falezlerde toplanarak güneşin Ege Denizi'ne vedasını izler. Sadece rüzgar ve dalga seslerinin duyulduğu Polente, Bozcaada seyahatlerinin vazgeçilmez ve büyüleyici bir duraktır.
Bigalı Atatürk Evi Müzesi
Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Bigalı Köyü’nde yer alan Bigalı Atatürk Evi Müzesi, Çanakkale Savaşları’nın en kritik günlerine tanıklık etmiş tarihi bir yapıdır. 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, 19-25 Nisan 1915 tarihleri arasında bu evi karargah olarak kullanmış; tarihi Conkbayırı ve Arıburnu taarruzlarının planlarını burada hazırlamıştır. Aslına uygun olarak restore edilen iki katlı tarihi evde günümüzde Atatürk'ün şahsi eşyaları, çalışma odası, tarihi fotoğraflar ve döneme ait askeri objeler sergilenmektedir. Müze, Çanakkale Tarihi Alanı'nı ziyaret edenler için milli mücadele ruhunu derinden hissettiren gurur verici bir duraktır.
Çimenlik Kalesi (Kale-i Sultaniye)
Çanakkale Boğazı'nın en dar noktasında, Sarıçay ağzında yer alan Çimenlik Kalesi, 1461-1462 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet tarafından boğazın güvenliğini sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı kale; güçlü dış surlar ve merkezindeki ana kuleden oluşur. Kale içinde, günümüzde "Piri Reis Galerisi" olarak kullanılan tarihi baruthane ile birlikte Fatih ve Sultan Abdülaziz dönemlerine ait iki cami yer almaktadır. Yapı, askeri mimarisi ve tarihi dokusuyla boğazın en görkemli savunma anıtlarından biridir.
Adatepe Zeytinyağı Müzesi
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde yer alan Adatepe Zeytinyağı Müzesi, 2001 yılında Türkiye’nin ilk zeytinyağı müzesi olarak kurulmuştur. Tarihi bir sabun fabrikasının restore edilmesiyle hayata geçirilen müze, zeytinin ağaçtan sofraya ve şişeye uzanan asırlık yolculuğunu gözler önüne serer. Müze içinde zeytin hasadı, zeytinyağı sıkımı ve sabun üretimi için geçmişte kullanılan geleneksel taş değirmenler, presler, saklama küpleri ve çeşitli el aletleri sergilenmektedir. Girişi ücretsiz olan bu yaşayan müzede, ziyaretçiler geleneksel yöntemlerle sabun yapımını izleyebilir, soğuk sıkım zeytinyağlarını ve zeytinden üretilen doğal kozmetik ürünlerini deneyimleyerek satın alabilirler.
Kilitbahir Kale Müzesi
Çanakkale Boğazı’nın en dar noktasında, Çimenlik Kalesi’nin tam karşısında yer alan Kilitbahir Kalesi, 1462 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un savunmasını güvenceye almak amacıyla inşa ettirilmiştir. Kuşbakışı görünümü üç yapraklı yonca şeklinde olan bu eşsiz kale, geometrik ve askeri mimarisiyle dünyadaki nadir yapılardan biridir. İsmi "denizin kilidi" anlamına gelen kale, Çanakkale Savaşları’nda da boğaz savunmasının en stratejik kalelerinden biri olmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından çağdaş bir müzecilik anlayışıyla ziyarete açılan Kilitbahir Kale Müzesi, Sarı Kule ve ana kule bölümlerinde Osmanlı kale yaşamını, deniz savunmasını ve dönem teknolojilerini interaktif sergilerle ziyaretçilerine sunmaktadır.
Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi
Çanakkale merkezinde, tarihi Kemalpaşa Mahallesi’nde yer alan Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi (ÇAKEMA), 2009 yılında kapılarını açmıştır. 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş üç katlı tarihi bir konakta hizmet veren müze, klasik müzecilik anlayışının aksine yaşayan, sürekli yenilenen ve kentin hafızasını koruyan aktif bir kültür merkezidir. Müzede Çanakkale’nin binlerce yıllık arkeolojik geçmişi, Osmanlı dönemi, Çanakkale Savaşları, Cumhuriyet yılları ve kentin sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamı tematik sergilerle sunulmaktadır. Kent belleğini canlı tutmak amacıyla kurulan zengin kütüphane ve arşiviyle araştırmacılara da hizmet veren müze, Çanakkale’nin yerel kimliğini ve kentlilik bilincini derinden hissetmek isteyenler için harika bir duraktır.
Gelibolu Mevlevihanesi
Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde yer alan Gelibolu Mevlevihanesi, 17. yüzyılın hemen başında kurulan ve dünyanın en büyük Mevlevihane külliyesi olma özelliğini taşıyan tarihi bir mirastır. Yeniçeri Ağası Azade Mehmed Dede tarafından yaptırılan bu yapı, Osmanlı İmparatorluğu'nun en prestijli Mevlevihanelerinden biri olmuş ve yüzyıllar boyunca askeri, sosyal ve kültürel açıdan stratejik bir rol üstlenmiştir. Geniş arazisi içindeki görkemli semahanesi, geniş bahçesi ve derviş hücreleriyle dikkat çeken külliye, günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından aslına uygun olarak restore edilmiştir. Manevi atmosferini günümüzde de koruyan bu tarihi merkez, belirli dönemlerde düzenlenen sema törenleriyle ziyaretçilerine huzur dolu bir deneyim sunmaktadır.
Namazgâh Tabyası Müzesi
Çanakkale Boğazı’nın en kritik savunma noktalarından biri olan Namazgâh Tabyası, adını mimari formunun açık hava ibadet alanlarına benzemesinden veya askerlerin burada toplu namaz kılmasından almıştır. Muharebeler sırasında farklı amaçlarla kullanılan 26 bonetten (sığınak) oluşan yapının merkezindeki ana bonet, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.
Müzede tabyanın 1/100 ölçekli maketi, kazılarda çıkarılan savaş objeleri, tarihi fotoğraf ve belgeler sergilenmektedir. Ziyaretçiler, sinevizyon odasında batık savaş gemilerine yapılan dalışları anlatan "Derinlerden Yansımalar" belgeselini izleyebilir ve 18 Mart günü tabyalar arası haberleşmeyi gösteren interaktif canlandırmayı deneyimleyebilirler. Müzenin en sarsıcı bölümü ise, devasa bir düşman mermisinin tabyada yarattığı yıkımı gözler önüne seren ve üzeri camla kapatılmış olan tahrip edilmiş alandır.
Gelibolu Kalesi ve Piri Reis Müzesi
Çanakkale’nin Gelibolu ilçe merkezinde, limana hakim bir tepede yer alan Gelibolu Kalesi, kökeni antik dönemlere uzanan ve Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus döneminde yeniden inşa edilen köklü bir savunma yapısıdır. Osmanlıların 1354 yılında bölgeyi fethederek Rumeli'ye geçişlerinde son derece kritik bir askeri üs ve tersane merkezi olan bu kaleden günümüze ne yazık ki yalnızca tek bir savunma burcu ulaşabilmiştir. Ayakta kalan bu tarihi kule, günümüzde Gelibolu doğumlu büyük Osmanlı denizcisi ve kartografı Piri Reis’in anısını yaşatan bir müze olarak hizmet vermektedir. Ziyaretçiler, müze içerisinde Piri Reis’in 1513 tarihli ünlü dünya haritasının kopyalarını, eşsiz denizcilik eseri Kitab-ı Bahriye’den harita ve minyatürleri, dönem askeri malzemelerini ve Osmanlı denizcilik tarihine ait gemi maketlerini inceleyerek kalenin askeri geçmişi ile büyük haritacının küresel mirasını tek bir çatı altında deneyimleyebilirler.
Bozcaada Kalesi
Ege Denizi’nin kuzeyinde yer alan Bozcaada’nın en görkemli simgesi olan Bozcaada Kalesi, adanın hemen girişinde, limanın yanı başında tüm ihtişamıyla yükselmektedir. Kökeni antik dönemlere kadar uzanan kale; Fenikeliler, Cenevizliler ve Venedikliler tarafından kullanılmış, 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı topraklarına katılarak esaslı bir şekilde yeniden inşa edilmiştir. 17. yüzyılda Köprülü Mehmed Paşa ve 19. yüzyılda II. Mahmut dönemlerinde yapılan kapsamlı onarımlarla bugünkü muazzam formuna kavuşan kale, Türkiye’nin en iyi korunmuş tarihi kalelerinden biri olma unvanına sahiptir.
İç kale ve dış kale olmak üzere iki ana bölümden oluşan yapının çevresi derin bir hendekle çevrilidir. Kale içinde; eski cephanelikler, sarnıçlar, revir, cami kalıntısı ve adanın köklü geçmişini gözler önüne seren taş eserlerin sergilendiği bir açık hava müzesi yer almaktadır. Bozcaada Kalesi, hem etkileyici askeri mimarisiyle tarihe ışık tutmakta hem de burçlarından sunduğu eşsiz Ege manzarasıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir görsel şölen sunmaktadır.
Bigalı Kalesi
Gelibolu Yarımadası'nda yer alan Bigalı Kalesi, Çanakkale Boğazı'nın savunma tarihinde önemli bir yere sahiptir. III. Selim döneminde (1807) yapımına karar verilen ve II. Mahmud döneminde tamamlanan kale, dikdörtgen planı ve silindirik köşe kuleleriyle dikkat çeker. 1915 Çanakkale Savaşları'nda "3. Kolordu Silah Tamirhanesi" (Esliha Tamirhanesi) olarak kritik bir lojistik rol üstlenmiş ve cephe gerisinde 90.000'e yakın tüfeğin onarımını sağlamıştır. 2022 yılında tamamlanan restorasyonun ardından müze-kale olarak ziyarete açılan tarihi yapıda; dönem canlandırmaları, ibadete açık Mahmudiye Camii ve interaktif Mauser atış simülatörü yer almaktadır.
Seddülbahir Kalesi
Çanakkale Boğazı’nın Gelibolu Yarımadası’ndaki en güney ucunda yer alan Seddülbahir Kalesi, 17. yüzyılda IV. Mehmed döneminde Boğaz’ın güvenliğini sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. "Denizin Seddi" anlamına gelen kale, Çanakkale Savaşları (1915) sırasında ilk ve en ağır bombardımanlara maruz kalarak tarihi savunmalara tanıklık etmiştir. Kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından açık hava müzesi olarak ziyarete açılan kale; sergi alanları, tarihi surları ve Ege Denizi'ne hakim manzarasıyla Gelibolu Tarihi Alanı'nın en önemli duraklarındandır.
Babakale Kalesi
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Babakale beldesinde, Asya kıtasının en batı ucunda yer alan Babakale Kalesi, Osmanlı İmparatorluğu tarafından inşa edilen son kale olma özelliğini taşır. 18. yüzyılın başlarında (1701-1703) Sultan III. Ahmed döneminde, Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa tarafından deniz korsanlarının saldırılarını engellemek ve kıyı güvenliğini sağlamak amacıyla yaptırılmıştır.
Efsaneye göre denizcilerin fırtınadan sığınarak adalet aradığı bu stratejik noktada yükselen kale, Osmanlı askeri mimarisinin geç dönem örneklerinden biridir. Sağlam surları, tarihi topları ve kale içindeki çeşmesiyle günümüze kadar korunan yapı, ziyaretçilerine hem köklü bir tarih hem de Asya'nın en batı noktasından Ege Denizi'ne uzanan büyüleyici bir manzara sunar. Günümüzde Babakale, kalesinin yanı sıra bıçakçılık zanaatı ve taze deniz ürünleriyle de bölge turizminin özel duraklarından biridir.

57. Piyade Alayı Şehitliği

Alexandreia Troas Antik Kenti

Anzak Koyu

Babakale

Parion Antik Kenti

Apollon Smintheion Ören Yeri

Conkbayırı Anıtı

Ayazma Pınarı Tabiat Parkı

Assos

Babakale

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Troya Müzesi

Bozcaada

Conkbayırı Anıtı

Truva Atı

Troya Müzesi