
Her Şeyin Başladığı Topraklarda Gezinti
Anadolu toprakları binlerce yıldır pek çok medeniyete ev sahipliği yaparak birçok kültürü kucaklamıştır. Her miras bölgeyi zenginleştirmede payını almış; bugün bu katmanları gün yüzüne çıkarmak gezgine büyüleyici hikâyeler sunuyor. İnsanlığın tarihini izlerken kendimizi üzümün hikâyesini dinlerken buluyor ve ipeksi dış görünüşünün altında bir yolculuğa çıkıyoruz.
Bugün Türkiye, dünyanın en eski şarap destinasyonlarından biri olma özelliğini taşıyor. İç Anadolu'da şarap üretiminin tarihi Neolitik topluluklara kadar uzanır. Kazılarda bulunan MÖ 17. ve 18. yüzyıllara ait tıpaların, şarabı saklamak ya da içmek için kullanılan kaplar olduğuna inanılıyor; Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen arkeolojik buluntular bu inancın doğru olduğunu kanıtlıyor.

Şarap, Anadolu'nun en eski medeniyetlerinden biri olan Hititlerin toplumsal yaşamında önemli bir rol oynadı. Kraliyet ailesi ve yöneticilerin katıldığı, üzüm hasadı mevsiminde kutlanan törenlerde başlıca içecek olarak sunulan şarap; bağcılık olarak da bilinen üzüm yetiştiriciliği ve hasadı Hitit yasalarıyla korunuyordu… Bütün bunlar şarabın ekonomik ve kültürel açıdan büyük önem taşıdığını açıkça gösteriyor. Hititlerin ardından gelen dönemde, bir başka Anadolu medeniyeti olan Frigyalılar da şarabı günlük toplumsal yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyordu. Zaman atlayarak MÖ 6. yüzyıla geldiğimizde, Güney Ege'deki Tabai ve Klazomenai ile Kuzey'deki Ainos antik kentleri yoğun üretim ve ticaret merkezleriydi; mallarını Fransa ve İtalya'ya kadar ihraç ediyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu'nda alkol kullanımı ve satışı bazı dönemlerde yasaklanmış olsa da şarap satışından alınan vergiler devlet hazinesi için hâlâ önemli bir gelir kaynağıydı. Dolayısıyla uzun süreli herhangi bir yasak, devletin çıkarlarıyla çelişirdi.

Görkem ve canlılık
19. yüzyılın ikinci yarısında, modernleşmenin getirdiği özgürlük ve hoşgörü ortamında şarap üretimi tüm zamanların rekor seviyesine ulaştı ve alkol yasağı tamamen kaldırıldı. Bugün köklü şarap firmaları ve butik üreticiler, Türkiye'nin büyük miktarlarda şarap üretmesine ve tüketmesine olanak tanıyor. Kırmızıda Öküzgözü, Boğazkere ve Kalecik Karası, beyazda Emir ve Narince, bu topraklara özgü kaliteli şarap üzümleridir. Gamay, Cinsault ve Semillon gibi Avrupa üzümleri de Türkiye'de yetişiyor. Ayrıca 1990'lardan itibaren Chardonnay, Sauvignon Blanc, Cabernet Sauvignon, Shiraz ve Merlot gibi popüler üzümler dikildi, denendi ve bugün Türkiye'nin zengin şarap kataloğunun parçası oldu. Genç nüfusuyla Türkiye, şarapta kalitede ve şarap severlerde kayda değer bir artış yaşıyor. Şarap meraklısı için sektörün yeniden canlanıp, sözde “anavatanına” dönüşünü izlemek ne büyük bir keyif. Keşfetmek üzere olduğunuz rotalar farklı lezzetler ve deneyimler sunuyor; canlılıkla dolu bağların arasında köklü bir yolculuğa çıkmanıza olanak tanıyor.
Egeden, Marmara ve Karadeniz'e açılan kıyıları, taşkın ormanları, davetkâr kasabaları ve bereketli bağlarıyla Trakya, doyumsuz şarap tutkunları için mutlaka görülmesi gereken bir bölge. Trakya Bağ Rotası, Kırklareli, Tekirdağ, Şarköy ve Gelibolu olmak üzere dört ana alanda konumlanmış 12 butik şarap üreticisini bir araya getiriyor. Kaçırılmaması gereken bir başka durak ise Avşa Adası. Marmara Denizi'nin ortasında kendine özgü bir mikroklimaya sahip olan ada, lezzetli şaraplarını sergiliyor. Şarapçılık tarihi 1800'lere uzanan ve rüzgârın, eğimli arazilerin ve kumlu-killi toprağın beslediği özgün terroirıyla Avşa Adası, bölgenin en genç ve en iddialı şarap üreticilerine ev sahipliği yapıyor. O zaman hemen arabanıza atlayın! Destinasyonlarınız İstanbul'dan sadece birkaç saat uzakta. Kısa sürede üzüm asmalarının arasında dolaşıyor olacaksınız.

Mistik havasına ışık tutan bir gelenek
Antik çağlardan beri asma yetiştiriciliği bu cennet köşelere yerine konulamaz bir enerji kazandırmıştır. Sıcak yazlar, ılıman kışlar ve yüksek nem oranları topraklarda bereketin artmasını sağlamış, şarapçılığı elverişli hale getirmiştir. Bu bölge, mikroklimasının sayesinde Adakarası, Cabernet Franc, Cabernet Sauvignon, Chardonnay, Cinsault, Gamay, Kalecik Karası, Merlot, Papazkarası, Riesling, Sauvignon Blanc, Semillon, Şiraz ve Viognier gibi çok sayıda üzüm çeşidini yetiştiriyor.
60 kilometrelik kumsalıyla Şarköy, yapacağınız en dikkat çekici durak. Bölgenin bağcılık ve amfora atölyeleri açısından zenginliği, şarabın yerinde üretilip şişelendiğini gösteriyor. Şarköy bağlarının eşsiz toprağı ve denize dik uzanan yamaçları, gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkından en iyi biçimde yararlanarak şaraba zengin bir aroma kazandırıyor. Hasattan önce süregelen sürekli esinti ve çok ihtiyaç duyulan kuruluk, buradaki şarabın kalitesini daha da artırıyor. Tek yapmanız gereken Marmara bölgesinin bağlarını keşfetmek, mucizeler yaratan şarapçılarla tanışmak, tanrıların nektarını yudumlamak, baş döndürücü çoban yaşamını solumak ve bu topraklardan armağan edilen anıları zihninize ve ruhunuza kazımak.
Ege Denizi'nin hemen kuzeyinde yer alan Bozcaada, antik çağlarda Tenedos olarak bilinir; 3000 yıllık bağcılık ise bugüne ulaşan en önemli miras olmuştur. Kanıtı ortada: MÖ 5. yüzyılda basılmış Tenedos sikkelerinde yer alan bir salkım üzüm, İlyada'dan 17. yüzyıl Osmanlı gezgini Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sine kadar birçok yazılı kaynak. Doğanın armağanı olan kuzey rüzgârları bu küçük Ege adasını asma yetiştiriciliği için mükemmel kılmıştır. Burada dört endemik üzüm çeşidi bulunur: kırmızı için Kuntra ve Karalahana, beyaz için Çavuş ve Vasilaki. Ağırlıklı olarak sofralık bir üzüm olan Çavuş, Bozcaada üzümlerinin ne kadar iyi olabileceğinin başlıca örneğidir.
Bugün Bozcaada'daki şarap üreticileri, bu büyülü topraklardan en iyi biçimde yararlanarak dengeli ve iyi tanımlanmış şaraplar üretiyor. Burada şarapla ilgili kaçırılmaması gereken bir başka şey de üzüm hasat festivalleri. Artık bağcıların, adalıların ve şarap severlerin bir araya gelip yıllık emeği kutladığı bir gelenek haline geldi. Tüm şarap severler traktörlere binip bağlara doğru yola çıkıyor. Burada taze üzümler toplanıyor ve yıllardır yapıldığı gibi atlar, eşekler ve “pırpır” adı verilen mini traktörlerle büyük sepetler içinde adanın meydanına getiriliyor. Akıllı kargalar, büyüleyici bağlar, yemyeşil bahçeler, bal damlatan üzümler ve daha önce hiç duymadığınız bir şarkıyı mırıldanan rüzgâr, Bozcaada'yı oluşturan minik evreni bir araya getiriyor. Dünyanın en muhteşem tarihi coğrafyalarından birini şarap kültürü aracılığıyla tanımanın hissettirdiklerine hiçbir şey denk olamaz, bundan şüphe etmeyin.

Doğal harikalarla dolu
İç Anadolu'nun coğrafyası, iklimi ve toprak özellikleri Ege Bölgesi'nden farklı; bu da üzümleri ve sonuçta şarapları oldukça farklı kılıyor. Bu noktadan bakıldığında, dört mevsimi ve farklı iklimleriyle bir yılı yaşayan Türkiye'nin her damak tadına uygun şarap ürettiğini söylemek mümkün. Kapadokya, İç Anadolu'da bağcılığın kalbi konumunda; buradan güneybatıya, Diyarbakır'a kadar uzanan topraklarda korkusuzca gelişen üzümlerle karşılaşacaksınız.
Köklü şarapçılık geleneğiyle Kapadokya, yerel Emir üzümünden yaptığı beyaz şarapla ün kazanmış; bu da onu kuşkusuz bu toprakların yıldızı yapmıştır. Bölgenin ünlü bağları, doğal volkanik tüfle karışan toprağına borçlu. Bu yüzden Öküzgözü, Kalecik Karası, Boğazkere, Narince ve Emir gibi Anadolu üzümleri ile Cabernet Sauvignon, Chardonnay ve Sauvignon Blanc gibi Avrupa üzümleri en mükemmel biçimde filizlenip büyüyor. Buradaki şarap üretimine yardımcı olan bir diğer etken, volkanik kaya yapısının çok sert olmaması; böylece oyulup şarap mahzeni olarak kullanılabiliyor. Kapadokya'da en kaliteli şarapları üreten şarap evleri yılın her ayı ziyarete açık. Sonuçta Kapadokya; baş döndürücü arazi şekilleri, yumuşak doğası, vadileri, kiliseleri, doğayla tarihi birleştiren yürüyüş patikaları ve yumuşak kayaların içine oyulmuş butik otelleriyle dört mevsim güzel…

Renklerden bir rapsodi
Urla Şarap Rotası'na doğru yola çıktığınızda, sizi yatıştırıcı manzaralar karşılayacak. Bakımlı taş evlerle örülü karakteristik kır evleri, uzaktan zarifçe kendini gösteren şarap çiftlikleri, palmiyeler ve at çiftlikleri… Arazi, her yanına serpilmiş palmiyelerle verimliliğini belli ediyor ve kendini sıcak ışığa bırakıyor. Bağa vardığınızda, asmaların arasında gücünü gösteren kırmızı, boncuk gibi taneleri fark edeceksiniz; hasat zamanının geldiğini müjdeliyorlar. Huzurlu kasaba İzmir, gelişmekte olan bağcılığı ve Urla Şarap Rotası'nın sadece büyüleyici varlığıyla yeni ufuklar açmasıyla en cazip destinasyonlardan biri. Antik çağlardan beri katı bir şarap geleneğine sahip olan Urla, denizle çevrili bir yarımadada olmanın avantajıyla, uygun iklimi, nemli toprak yapısı ve iyotlu havasıyla karakteristik bir terroire sahip.
Urla'nın cömert bağları, Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Chardonnay ve Sangiovese gibi uluslararası üzümler ile Bornova Misketi ve Sultaniye gibi Türk üzümleriyle şarap geleneğini sürdürüyor. Bölgede kayıp bir üzüm çeşidi sayılan antik Urla Karası, buradaki bağlarda yeniden üretildi. Urla Karası ile İtalyan üzümü Nero d'Avola'nın kupajı, Urla'nın imza şaraplarından birini doğurdu. Bu topraklara özgü, bir diğer antik ve nesli tükenmiş üzüm olan Foça Karası da yeniden üretilip oyuna geri kazandırıldı. Doğal yerçekimi gücüyle akış tekniğini kullanan şaraphaneler, kimyasallardan arındırılmış bağlar ve şaraplar ile iyi tarım uygulamaları, bölgeyi farklılaştıran ayrıntıları oluşturdu. Bir avuç vizyoner ve girişimci, Urla bağlarının ve şaraplarının hak ettikleri şöhrete ulaşmasını sağladı ve Türkiye'nin dünya standartlarındaki şarapçılığını prestijli uluslararası ödüllerle görünür kıldı.
Çamlar ve verimli ormanlıklarla çevrili, Ege esintisiyle sarılı Urla, asma yetiştiriciliği için mükemmel bir ortam sunuyor. Denizden süzülen mineraller zengin toprakla buluşarak üzümlerin ve şarapların hak ettiği gibi “dünyanın tadı” olarak bilinmesini sağlıyor. Kısa ve hayal gibi bir tatil arıyorsanız, sonbahar ve ilkbaharda yaşayacağınız keyifli bir tatil tam size göre. Dünyevi ötesi lezzetteki şarapları tatmanın yanı sıra Ege mutfağının tadını çıkarma, huzurlu manzaralarda yürüyüş yapma, şarap üretim alanını keşfetme ve işlerini sevgiyle yapan insanların zihnine girme fırsatı bulacaksınız. Dünyanın en muhteşem tarihi coğrafyalarından birini şarap kültürü aracılığıyla tanımanın hissettirdiklerine hiçbir şey denk olamaz, bundan şüphe etmeyin.





